Bentley, sürdürülebilir havacılık yakıtı ile lojistik emisyonlarını azaltıyor
Bentley Motors, tüm müşteri araç hava taşımacılığında %100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) kullanarak karbon ayak izini azaltıyor. Bu hamle, şirketin Beyond100+ programı ve Net Sıfır hedefiyle uyumlu.
Bentley Motors, tüm müşteri araçlarının dünya genelindeki hava taşımacılığında hemen yürürlüğe girmek üzere yüzde 100 Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF) kullanacağını açıkladı. Bu karar, şirketin Beyond100+ programı ve uzun vadeli Net Sıfır hedefi kapsamındaki lojistik karbon ayak izini azaltma stratejisinin bir parçasını oluşturuyor.
Hava taşımacılığının Bentley için istisnai bir durum olduğu vurgulanıyor. Bu yöntem yalnızca müşteri talebiyle ya da zaman baskısı ve pazar gereklilikleri nedeniyle kaçınılmaz olduğunda kullanılıyor. Ancak havacılık, en yüksek karbon yoğunluklu ulaşım türleri arasında yer alıyor ve küresel CO₂ emisyonlarının yaklaşık yüzde 2-2,5'inden sorumlu. CO₂ dışındaki iklim etkileri de eklendiğinde bu oran daha da artıyor. Bu bağlamda, uçuşların gerekli olduğu durumlarda SAF'e geçiş, lojistik kaynaklı emisyonları azaltmanın en etkili yollarından biri olarak öne çıkıyor.
Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı, geleneksel jet yakıtına alternatif olarak sertifikalandırılmış bir yakıt. Atık yağlar ve diğer biyojenik kaynaklar dahil olmak üzere yenilenebilir veya atık bazlı hammaddelerden üretiliyor. SAF, mevcut uçaklarda ve havaalanı altyapısında teknik bir değişiklik gerektirmeden kullanılabildiği için "drop-in" yakıt olarak adlandırılıyor. Kullanılan hammadde ve üretim yöntemine bağlı olarak, yaşam döngüsü CO₂e emisyonları geleneksel jet yakıtına kıyasla yüzde 70-80 oranında, bazı durumlarda ise yüzde 90-95'e varan oranlarda azaltılabiliyor.
Bentley'nin müşteri araç taşımacılığında kullandığı SAF, Uluslararası Sürdürülebilirlik ve Karbon Sertifikasyonu (ISCC) sistemi altında sertifikalandırılmış durumda. Bu sistem, hammadde kaynağını, tedarik zinciri izlenebilirliğini ve kuyudan tekerleğe yaşam döngüsü emisyon azaltımlarını doğruluyor.
Şirket, araçlarını SAF kullanarak taşıdığını ve standart havacılık yakıtına kıyasla önemli ölçüde yaşam döngüsü emisyon azaltımı sağladığını belirtiyor. Şu an için bu taahhüt tüm müşteri araç hava taşımacılığını kapsarken, hava taşımacılığının gerekli olabileceği ek lojistik rotalarında da SAF kullanımını genişletmek için erken aşamada çalışmalar yürütülüyor.
Bu girişim, Bentley'nin 2035'ten itibaren tamamen elektrikli model yelpazesine geçişi ve üretim ile lojistik operasyonlarının daha geniş bir dönüşümünü içeren Beyond100+ stratejisiyle uyumlu. Düzenleyici düzeyde ise Avrupa da bu yönde ilerliyor: ReFuelEU Havacılık çerçevesi kapsamında, SAF'in zorunlu payının 2025'te yüzde 2'den başlayarak 2050'ye kadar kademeli olarak yüzde 70'e çıkarılması planlanıyor.
SAF, küresel havacılık yakıtı arzının hala yüzde 1'inden azını oluştursa da üretim hacimleri artıyor. Sektör verileri, 2024'teki üretimin bir milyon tonu aştığını ve bunun bir önceki yılın yaklaşık iki katı olduğunu gösteriyor. Bu tabloda Bentley'nin hamlesi, sürdürülebilir havacılık çözümlerinin lüks otomotiv lojistiğine erken entegrasyonunun bir işareti olarak görülüyor ve sembolik bir taahhütten öteye geçiyor.
Bentley, tüm gerekli müşteri hava taşımacılığında SAF kullanarak, küresel tedarik zincirinin en karbon yoğun segmentlerinden birinde emisyon azaltımını hedefliyor ve uzun vadeli iklim hedeflerinin operasyonel temellerini güçlendiriyor.
Mark Havelin
2026, Şub 21 17:14